4 Nisan 2013 Perşembe

Küçüğüm


Ne çok şey var şu hayatta bilecek...

Ve biz ne kadar azını bilebiliyoruz...

Sizden çok bilen birinin yanında siz de küçücük olmuyor musunuz?

İçtenlikle bilmiyorum demek ne zor bazen...

Öyle zamanlarda işi şımarıklığa vurmaya çalışır mısınız siz de?

Ben, bana bilmediklerimi öğretmek konusunda istekli birinin yanında olduğum için şanslıyım.

Çoğu zaman da bilmiyorum diyorum ya da sadece susuyorum.

Yine de nereye kadar...

Daha fazla küçültme beni ne olur...

Bu posta da bu şarkı yakışır!

17 Mart 2013 Pazar

Benden Haberler


Ne haftaydı!

Kaç haftadır ne hafta!!!!

Dünyadan koptum, ne oluyor ne bitiyor haberim yok. Dünya yansa kül olsa, Şirket binası yıkılmadığı sürece farkedebileceğimi zannetmiyorum.

Bir ihale için dosya hazırlıyorduk, ben hazırlık sürecine diğer arkadaşlarım kadar dahil olmasam da dün son kontrol ve dosya kapama sürecine epey dahil oldum. Gece 2'ye kadar!! Dün akşam için Sevgilimle programımız vardı, bu nedenle o da gelmiş bulundu, yardım da etti, iyi ki gelmiş. Gruptaki arkadaşlarımızdan birisinin 2 aylık bebeği var, bir ara anne ile bebek geldiler, biraz gezdiler dolandılar sonra kızcağız bu işin sonunun gelmeyeceğini anlayıp eve döndü.

Sonuç itibariyle güzel bir dosya hazırladık, hayırlısı diyelim. Bu aralar iş dışı bir konuyla pek iştigal edemiyorum. Geçen ay saçlarımı kızıla boyatmıştım iş dışı yapabildiğim iki şeyden biri piyano kursum, diğeri saç boyamı yeniletmek. Kadın olmak böyle bir şey herhalde; saçımı yanlış zamanda boyatmış olduğumu biraz geç anladım maalesef.

Merak edenler için piyano güzel gidiyor. Annemlerdeki piyanoyu henüz evimize taşıyamamış olsak da hayali piyanom ile pratik yapıyorum. İşe de yarıyor yani. Nota okumada sıkıntım var biraz, fa anahtarını tutamıyorum aklımda. Tabi bunda yalnızca dersten önce 1 saat çalışabiliyor olmamın da olumsuz katkısı var.

Hayatımdan, işimden memnunum, bu bana enerji ve güç veriyor. Böyle bir eşim olması da... O olmasa hiçbir şey yapamazdım. Seni Seviyorum Sevgilim...

17 Şubat 2013 Pazar

Sonbahar Depresyonu

Bu sene sonbahar depresyonu moduna biraz gecikmeli girdim.


Üç gün önce arabayla kaza yaptım ben, tam Sevgililer Günü'nde evet. İşe gitmek için çıktım evden, yokuş aşağı bir yol var, biraz hızlı iniyordum kabul. Önümde bir araba vardı fakat epey mesafe de vardı aramızda. Önümdeki arabanın önündeki minibüsümsü şey durdu. Önümdeki araba da durdu. Ben onların durduğunu biraz geç algılayabildim. Geç frene basınca duramadım, sonuç malum...

Tabii Allah beterinden saklasın, ciddi bir şey yok. İkimizin de tamponlar gitti, arabaları çektiler götürdüler. Kasko olduğu için o da dert değil zaten. Ceremesini yenileme döneminde çekeceğiz, fakat ben duygusal olarak çok etkilendim.

Günlerdir 2de 3te yatıyorum yine. Güya çalışıyorum. Bazen bilgisayar başında uyuyakalıyorum. Saçma sapan bir düzensizliğe girdim yani. Kaza için uykusuzluğumu bahane etmeyeceğim; çünkü o yolda hep biraz hızlı gidiyorum. Sadece önümde giden araba varsa, aramızda mesafe bile olsa, mutlaka frene basar yavaşlardım. Bunu düşünemedim.

Çarptığım arabanın sürücüsü de kadındı. Ben hemen eşimi, babamı aradım. Evin çok yakınında oldu zaten. Kadıncağız aşırı bir tepki göstermedi, o da şoktaydı zaten. Ben arabadan iner inmez çarptığım arabanın arka koltuğuna baktım, camda "çocuk var" zımbırtısı vardı çünkü. Allah'tan çocuklar arabada değildi. Sonra babamla eşim geldiler. Melih bana sarılıyor, teselli ediyor. Kadın demez mi benim çağırabileceğim bir eşim bile yok diye! Hadiii, bir o ağlıyor bir ben ağlıyorum. İkimiz de dağıldık. Neyse o da babasını çağırdı ama yaşlı başlı bir adam geldi. Hadi ben bu sefer iyice kahroldum sabahın köründe getirdim sizi buraya diye. İşte olayın maddi tarafı değil ama manevi tarafı çok ağır bastı.

Şans eseri ikimizde de bir ağrı sızı yok. İlk gün kendimi sıkmış olduğumdan benim biraz boynum ağrıdı, geçti. Benim arabam 15 günde çıkacakmış, diğer araba Honda Jazz'dı, parçaları Japonya'dan gelecekmiş o yüzden 1,5 ayda çıkacakmış. Yedek araç falan bir şekilde halledeceğiz bakalım...

Tabii bu olaydan çıkarmam gereken dersler var. Öncelikle uykuya önem vermek, dinlenmek, iyi beslenmek lazım. Son zamanlarda biraz aceleci bir insan olduğumu fark ediyorum. Bunun iş yoğunluğu ile alakası nedir bilmiyorum, yani işte sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken, bu telaş normal hayatıma da yansımış durumda. Buna gerek yok tabii ki. Her şeyi biraz daha ağırdan almaya karar verdim. Trafikte inanın ki çok dikkatliyimdir; fakat daha sakin olacağım.

Tabi yaşanan bu olayın benim beynimdeki ucunun "zaten ben niye geldim ki bu dünyaya" sorusuna dayanmaması imkansızdı! Günlerdir, ben zaten çok başarısız bir insanım, ben beceriksiz olduğum için işlerimi yetiştiremiyorum, o yüzden böyle gece gündüz çalışıyorum, yoksa anormal bir iş yüküm yok, yok yok ben konuşacağım bana iş vermesinler, daha becerikli birisini bulsunlar, ben ne işe yararım ki zaten, şurada ölsem gitsem kimin umurunda olur, ben en iyisi atayım kendimi aşağıya vb. soru ve yorumlarla beynimi kemirmekteyim. Aferin değil mi?

Yaşanan olay kötü bile olsa insanların yardımlarını, desteklerini, beni güldürmek için yaptıklarını görmek güzeldi. Babam ve güzel eşim tabii ki tüm işlerime koşturup durdular, ben bir şey yapmadım bile... Kadını da arıyorum arada hal hatır sormak için.

Sonuç itibariyle bu yılın teması şu olacak galiba: "bu sana ders olsun, Allah beterinden saklasın". Hayattan ders alma sırası biraz gelmiş meğer. Öff neyse, hadi 2013 bir an önce yaşan da git..

8 Şubat 2013 Cuma

Tüketici Davranışları


Hafta sonu bozulan saç kurutma makinemizin yerine yenisini almak için alışveriş merkezlerinde dolaştık. Tüm markalar toplu olarak bulunduğu için Teknosa'ya da bakalım dedik. Gerçekten birçok marka ve model vardı. Görevliye birkaç tanesi hakkında soru sorduk ama hepsi için de soru soramıyorsunuz. Bir de alacağımız şey saç kurutma makinesi altı üstü..

Mağazalar arasında gezerken kendimi şöyle derken buldum: "eve gidince internetten bir şey seçer alırız, böyle gezmek çok zor".

Hatırlar mısınız "online alışveriş" yeni yeni duyulmaya başladığında, ki ben ilk Migros reklamları ile "bu da neymiş" demiştim, "bu icatlar Türk insanına uygun değil, Türkler dokunarak seçmeyi sever, pazar pazar dolaşmak ister" deniyordu. Ben de böyleydim şahsen, görerek deneyerek almayı tercih ederim. Ne ara online alışverişi tercih eder oldum bilmiyorum.

Kıyafetti, indirim kuponlarıydı derken görmediğimiz şeylere para vermeye alışıyoruz. Mesela Migros'un online alışveriş reklamı ilk çıktığında "bu uygulama yaşlı teyzeler için yararlı olur" derken, şimdi market alışverişinin kapıma gelmesi fikrini hiç de yadırgamıyorum.

İşte tercihlerimiz, alışkanlıklarımız böyle böyle değişiyor. Z kuşağı acayip bir şey olacak...

30 Ocak 2013 Çarşamba

Do Bir Külah Dondurma


Güneşli kış günlerinden herkese merhaba,

Evet bu aralar mutluyum, heyecanlıyım, aceleciyim. Geçen hafta sonu bir delilik yaptım ben, on yıllar öncesinden kalma bir işi devam ettirmek için ilk adımımı attım. Söyleyeceğim ama gülmek yok tamam mı? Moral bozmak da yok, lakin bulutlarda uçuşan hayallerim yok.

Ben 5 yaşımdan beri piyano çalar(d)ım. Çok değerli hocalarım da oldu ve iyi bir seviyeye gelmiştim diye hatırlıyorum. Derken hepimizin hayata küsmesine neden olan ÖSS dönemi geldi çattı. Ben de dershanedir, üniversitedir, iş hayatıdır derken bir baktım ki piyano tuşlarına son dokunuşumdan bu yana 10 yıldan uzun zaman geçmiş.

Nereden demeyin, son günlerde bir piyano sevdası çıktı işte. Pazar günü Ankara'daki piyano kurslarını araştırdım. 1-2 yerle görüştükten sonra Hayal Sahnesi'nde derse başlamaya karar verdim. Bu Cumartesi ilk dersime gideceğim. Önce seviyem belirlenecek, sonra da başlayacağız işte. Gerçekten heyecanlıyım, ben severdim piyano çalmayı. Bakalım müziği hissedebilecek miyim yine :) En başta da söylediğim gibi "konser vereceğim" diye uçmuş değilim.

Bu arada Hayal Sahnesi hakkında kısa bir bilgi, London College of Music'in Ankara'da yetkili tek sınav ve eğitim merkezi. Piyano kursunda 8 seviyeyi tamamladıktan sonra LCM sınavına girerek tüm dünyada geçerli müzik lisesi diploması alabiliyorsunuz. Nasıl 2013 için güzel bir hedef mi?

Bu arada 2013 yılının İkizler Burcu için çok güzel geçeceğini duydum. Çok çalışacakmışım ama karşılığını alacakmışım. Ben çalışma kısmı için hazırım, çalışıyorum da. Karşılığını ise sadece mutlu ve kafası rahat bir insan olarak almak istiyorum.

İlk dersin nasıl geçtiğini anlatırım. Belki size de ilham vermiş olurum..

Sevgiler

23 Ocak 2013 Çarşamba

Sertifikalı Sushiciiii


Bu akşam Gazi Osman Paşa Quick China'da sushi kursuna katıldım. "2,5 saatlik bir kursta ne öğrenilir ki" diyordum ama sushinin temelini kaptım.

İlk adım malzemeleri tanımaktı, tanıttılar. İkinci adım tarifleri almaktı, anlattılar, üçüncü adım pratik yapmaktı, yaptık. Çok keyifli bir akşam oldu. Katılmak isteyenlere www.sehirfirsati.com adresinden indirimli eğitim fırsatlarını takip etmelerini öneririm.

Yukarıda gördüğünüz sushileri ben yaptım. Malzemelerin de Metro gibi büyük alışveriş marketlerinde bulunabildiğini öğrendim. Bundan sonra evde sushi partileri vermeye başlıyorum, haberiniz olsun, beklerim.

Sevgiler...

20 Ocak 2013 Pazar

Kadınlar - Erkekler


Dün akşam Cem Yılmaz'a gittik. Gösteriyi film gibi izlemek tuhaf olsa da çok güldük yine.

İlk bölümde kadın erkek ilişkilerini anlattığı bir bölüm vardı. Biz de sinemaya gitmeden önce saçma bir konuda atışmıştık biraz. Melih'e göre benim inatçılığım ve kararsızlığım yüzünden, bana göre onun anlayışsızlığı yüzünden. Üstüne filmde bu konu geçince daha komik oldu.

Bugün kendim üzerine düşündüm biraz, inatçı olduğumu biliyorum da, gerçekten çok mu kararsızım diye. Galiba biraz öyleyim ve evet bu karşıdakini deli edebiliyor. Ya da bir olay karşısındaki tutumum o andaki ruh halime göre değişebiliyor. Mesela bir gün ev işleri konusunda bana yardım etmemene içerlerken, başka bir gün yardım etmek istediğinde yaklaştırmayabiliyorum.

Tamam erkekler bizi anlamıyor da, biz de ne istediğimize bir karar vermeliyiz artık. Onlardan aklımızı okumalarını beklememeliyiz değil mi?

Kafanı karıştırdığım için özür dilerim Sevgilim, söz daha kararlı / tutarlı olacağım :)

17 Ocak 2013 Perşembe

Yine Kış Yine Doğalgaz


Yok yok biz akıllanmayacağız!

Dün gece yine doğalgazsız kaldık. Eşim eve gittiğinde bir bakmış ki gaz bitmiş. Aradı beni, buluştuk, Kızılay'a gittik, gaz aldık, eve döndük. Hadi yükleyelim hemen dedik; ama nerde? Ekranda bir yazı "Geçersiz". İnternette araştırdım biraz, kart bozuldu demekmiş bu mesaj. Kartımızın değiştirilmesi gerekiyor yani. Sizin anlayacağınız ben bu akşam Başkent Doğalgaz yolcusu. Umarım kartın değiştirilmesi kolay bir işlemdir de bir de orada uğraşmam.

Bari bu yazı kırmızı olsun, ondan ısınırım belki biraz :)

11 Ocak 2013 Cuma

Hala Bizim Bedenimiz Bizim Kararımız!


Ayşe Arman'ın iki gündür yazdıklarını okuyor musunuz? Okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz. Nasıl bir vahşettir bu? Vahşet bile hafif kalır, hangi kelime tanımlar ki yapılanları?

Dedik ki, "Benim Bedenim Benim Kararım"

Hiç, bir kadın isteye isteye güle oynaya gider oturur mu o kürtaj masasına? Herkesinki bir çeşit zorunluluktan. Tabi ki istenmeyen gebelikler olmasa iyi; ama o zaman hastalıklar da olmasın, kazalar da.. Hayat herkese farklı şeyler yaşatıyor maalesef. İnsanlar zaten başlarına gelen binlerce olayla baş etmeye çalışırken bir de bunu zorlaştırmak, işkence etmek neden?

Devlet hastanelerinde kürtaj yaptırmak isteyen kadınlara narkoz vermiyorlarmış. Kimi doktorlar açık açık söylemiş "sen misin benim bedenim diyen, cezasını da çekeceksin" diye. Bu neyin kini? Sen kimsin de beni cezalandırıyorsun? Ne saçma sapan bir dünyadayız.

Çocuklarımız için korkuyorum, çocuk sahibi olmak istiyorum ama istemiyorum.

Üzgünüm...