6 Ocak 2010 Çarşamba

Hoşgeldin 2010 :)

2010 geldi, hoş geldii...
Yeni bir yıl, yeni bir heyecan getirsin, yeni bir başlangıç yapsın isteriz. Dualarımız, dileklerimiz bu yöndedir hep. Bugün yeni yılın 6. günü. 7 gün öncesi ile çok büyük farklar yok arada, ancak insanların yüzlerinde bir tebessüm hissediliyor yine de. Gazetelerde köşe yazarları "2009 .... idi; ama 2010 ..... olacak" gibi umut dolu cümleler kullanıyorlar sıklıkla. TV'ler, radyolar yeni yıl rehavetinden çıkamadı henüz.
Bizde de bu neşe devam ediyor hala. Evimizde yılbaşı ağacımız süsleriyle öylece duruyor. Şöminemizin üzerinde süsler, erik ağacımızda ışıklar. Hergün böyle süslesek evlerimizi keşke :)
Ben bugün komik bir şeyden bahsetmek istiyorum, 2009'u nasıl kapattığımızla ilgili bir "güleriz ağlanacak halimize" durumu. Bizim oturduğumuz yer küçük ve güvenli bir site. Şöyleki; kimsenin kapısı çelik kapı değildir, kimsenin evinde alarmlar, demir parmaklıklar, ciddi güvenlik önlemleri yoktur. Biz bu yıla kadar sabah kalkınca anahtarı koyardık kapının dışına, akşama kadar orda kalırdı. Gece en son yatan alırdı içeri. Özellikle yaz geceleri pencereler açık yatmayı pek severdik. 20 yıldır işte böyle güzel bir sitede yaşama şansına sahibiz.
Son birkaç aydır sitemizde hırsızlık olayları duyuldu. Sitenin 20 yıllık geçmişinde yaşanan en fazla 3 hırsızlık olayı vardır ve bunların hepsinin de eve gelen yardımcı kadınların başının altından çıktığı belirlenmiştir. Ancak, son zamanlarda duyduklarımız ciddi olaylardı. Geceleri insanların üst katta uyuduğu evlere giriliyor ve özellikle dizüstü bilgisayarlar çalınıyordu. Tabi böyle bir durum sitede yoğun bir panik havası oluşturdu. Bir anda herkes evine alarm taktırmaya başladı, biz anahtarımızı içerde tutmaya başladık ve sitemize bekçi köpeği alındı (henüz kendisi gelmedi ama kulübesi hazır). Bu yoğun hazırlıklar içerisinde komik olaylar da başımıza geldi tabi.

Alarmlı evlerden bir tanesi sabahın erken bir saatinde ötmeye başlıyor; ancak yanlış alarm. Bunu duyan, sıranın taaaa diğer ucundaki ev sahibi o telaşla oğlunu da kucağına alıp evden fırlıyor, fakat anahtar içerde kalıyor.
Benim de bir maceram var, bu olayların duyulduğu akşam yatmış uyurken birden kalktım, aşağıda ışık gördüm. Uykulu bir halde aşağıya indim, tüm kapıları, pencereleri kontrol ettim, farkettim ki babam oturmuş gazete okuyor. Sonra gönül rahatlığıyla çıkıp yattım.
Bakalım daha ne maceralar çıkacak. Tabi bunlar olayın komik tarafı, diğer tarafta ise günlerdir doğru düzgün uyuyamamam, uyuduğumda kabuslar görmem ve her hışırtıda yataktan fırlamam var.
Umarım 2010'da bunlar komik birer hatıra olarak kalır yalnızca ve yenileri hiiç ama hiiiç eklenmez.
Sevgilerrr...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder