15 Haziran 2011 Çarşamba

Evimizin Çimleri

Hani demiştim ya bahçemiz yeşillendi diye, yeşillendi yeşillenmesine de bir de mantar bürüdü çimlerimizi.

Hani biz rulo çim yaptırmıştık ya, bu çimlerin yeni yerlerine adapte olabilmeleri için bol bol sulanması, böylece en hızlı şekilde kök salması gerekiyor. Sulama yetersiz olursa sararmaya başlıyorlar. Biz de her sabah ve her akşam 20'şer dakika suluyorduk, bayağı da uzamıştı.

Geçenlerde bir farkettik ki bir mantar çıkmaya başlamış. Sabah gittik akşam geldik, bir baktık mantarlar 3 olmuş. 5-7-10 derken her yerden bitmeye başladı mı? Sulamayı biraz azalttık, çimleri biçtirdik, geçici olarak azaldı tabi. Yağmurlar da sağolsun, hormonlu mudur nedir, Cumartesi kesilen çimler bugüne uzadı! Nasıl iş bu anlamadık. Çimlerle birlikte mantarlar da uzadı tabi.

Toplanıp yenecek bir mantar olsa çorba falan yaparız en azından; ama emin de olamıyoruz. Anlayacağınız mantarlarla başımız fena dertte, hava biraz ısınsa da kökleri kurusa...

Şarkılı Türkülü Bir Gece

Cuma akşamı çok değişik bir organizasyona ev sahipliği yaptık. Aslında annemler ev sahipliği yaptı ama ha onlar ha biz..

Annemin ağabeyi, yani büyük dayım Kültür Bakanlığı korosunda idi, yengem hala orada. Dayımın sesi çok güzeldir zaten, her toplantıda patlatır birkaç tane. Annemlerin yan komşusu da Türk Sanat Müziği'ni çok seven, dinleyen söyleyen bir insan. Sesi çok güzel, üstelik akordiyon çalıyor. Babam da (kayınpederim) Türk Sanat Müziği'ne bayılır, evde hep TRT 4 açık.. Annemlerde kulak dolgunluğu var, eskiden evlerde hep dinlenirmiş, bizde de sağdan soldan duyduklarımız var işte.

Elimizin altında böyle nimetler varken değerlendirelim dedik ve Cuma akşamı herkesi bir araya topladık. Sofralar donatıldı akşam yemeği için, çeşit çeşit mezeler konuldu ortaya. Açık büfe misali, herkes aldı tabağını geçti salona, rakılar şaraplar açıldı, bir sohbet bir muhabbet... Karınlar doyunca bu sefer başladık şarkılar türküler söylemeye.

Saat 8de başlayan gecemiz 1:30'a kadar susmamacasına sürdü. "Bir Dalda İki Kiraz"ı söylerken diğer yengem şefliğe soyundu. Şarkının bir bölümünde "yalnız kızlar" diyor biz söylüyoruz, başka yerinde "yalnız erkekler" diyor onlar söylüyor, sonra elleriyle "hep beraber" işareti yapıyor, beraber söylüyoruz. Gülmekten yerlere yattık, videoya da çektik, kaçar mı hiç :D

İçkinin su gibi aktığı gecemiz (!) yağış yüzünden evin içinde oldu, yoksa asıl plan bahçede oturup, sitemize de yayın yapmaktı :)

Ne güzel şey aile olmak, birlikte olmak. Keşke hep böyle bir araya gelebilsek, insan ne çok istiyor...

8 Haziran 2011 Çarşamba

Dün...

Dün ben mum üfledim.
Dün ben çiçek aldım.
Dün ben kocaman kocaman kucaklaştım.
Dün ben çok mutlu oldummm :))

İlk çiçeği Canım Kocacığım gönderdi, kırmızı güller...
Face'e falan yazmamıştım doğumgünümü, ofiste de kimse bilmiyordu. Ben öyle kendimle ilgili kutlamaları çok sevmem; ama başkalarına sürpriz yaparım, o ayrı. Ofisten bir arkadaşım nüfus cüzdanımı görüp face'e yazmış. Gerisi gırla geldi. Koocaman bir buket geldi mesela, evimizi şenlendirdi şimdi. Sonra da mum üfledim, pasta kestim. Keyifli oldu, çok eğlendim.

Bu sene kendim için bir de renk diliyorum. Siyahlarımdan kurtulmayı, renk renk ojelerimin, cicilerimin olmasını diliyorum. Bak, bu zor birşey değil, yapabilirimm :)

Kendim için dilediğim, yazmak, içimi dökmek istediğim başka şeyler de vardı da yazmayayım. Bu, kelebekler, kalpler uçuşan güzel postun üzerine bulutları çağırmayayım.

Sevgiler...

7 Haziran 2011 Salı

Bilmece Bildirmece Merdivende Mum Üflemece

Bugün ve yarın ofiste mesaiye kalıyorum, akşam 9a kadar. Haliyle eve epey yorgun gideceğim. Bu yüzden dün akşam bütün yemeklerimi, ütülerimi yaptım, çamaşırlarımı ve bulaşıklarımı yıkadım. Yepyeni bir ev oldu.

Gece saat 12ye çeyrek falan var, artık yatalım dedik, hem de çamaşır makinesi durmuştu, çamaşırları asmaya niyetlendim. Ben oturma odamızda çamaşırlarla cebelleşirken Sevgili aşağıya indi, bir fısırtılar, bir tıkırtılar, hadi hayırlısı dedim.

Çamaşırlar bitince seslendim aşağıya, "Canım ben duşa giriyoruuuumm" diye, "OLMAZ!" dedi. "Niye ki?" dedim, bir baktım Sevgili merdivenleri çıkmaya başladı elinde küçük bir pastayla. Mumlarını, maytaplarını yakmış, fısır fısır sesler onlarmış, heh :)

Merdivenin son basamağında Sevgilim "iyi ki doğdun Aşkıımm" diye şarkı söylerken ben alkışladım (onun elinde pasta vardı), sonra pastayı ben tuttum, o alkışladı! Komik miyizz?????

Dileğimi tuttum, mumlarımı üfledim, sonra pıtır pıtır indik aşağıya pastamızı yedik. Pek iyi geldi, çok güldük.

Yeni evimizde, yeni ailemizle ilk yaşımı kutladım. Dileğim bu huzurun, mutluluğun ömür boyu, çoğalarak, sürmesi.

<3<3<3<3 İyi ki varsın Canımmmmm, iyi ki biziz <3<3<3<3

6 Haziran 2011 Pazartesi

Pinterest

Cuma gününden beri yeni bağımlılığımın adı Pinterest.

İnternette gördüğünüz, sevdiğiniz resimleri kendi panonuza iliştirebildiğiniz (nam-ı diğer pin edebildiğiniz) rengarenk bir ortam. Yani artık internette dolaşırken görüp beğendiğiniz resimleri "Sağ Klik - Save As" ile arşivlemenize, bilgisayarınızda bir sürü klasörle yer kaplamanıza gerek yok.

Ciddi söylüyorum, Cuma akşamı üye olduğumda beri, bilgisayardan veya telefonumdan, sürekli yeni eklenen resimlere bakıyorum. Siz de takılın, umarım hoşunuza gider.

Sevgiler :)

1 Haziran 2011 Çarşamba

The Departed

İzlediniz mi??

Bence harika bir film. 2006 yapımı, yani eski sayılır, sinemalarda da gösterilmiş, pek hatırlamıyorum.
Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinin saçmalığın doruklarına ulaşmasıyla Salı akşamlarımız bize kaldı. Böyle güzel filmler izliyoruz, bazen de benim ütü yapmam gerektiğinde Sevgilim kendi tarzı, "yüksek çıtalı" filmler izliyor. Canım Kocamın sinema tutkusunu bir gün detaylıca ele alırım, geçiştirilecek gibi değil lakin :)

The Departed'ı izlemek için uygun bir akşam kolluyorduk uzun zamandır. Dün akşam hadi başlayalım dedik. Ben Leonardo Di Caprio'yu pek sevmem. Genelde kasıntı bir havası vardır filmlerde. Titanic'te sevmiştim; ama oradaki de güçlü bir karakter rolü değildi bence. Yani herkes gibi bir adamdı Jack. Romeo & Juliette'te ise yaşım küçük olduğu için oyunculuğundan çok hayran hayran tipini izlemiştim, itiraf ediyorum :) Sarışın erkek de sevmem ama, çocukluk işte...

Dün akşam ise gerçekten büyülendim, o kadar etkileyiciydi ki. Yaşadığı ikilemi, düşüncelerini gözlerine, hareketlerine öyle güzel yansıtmıştı ki... Bir ara sarılıp teselli edesim geldi! Filmin kadrosu da çok sağlamdı aslında; Jack Nicholson, her zamanki şeytan gülüşlü Jack Nicholson'du. Matt Damon gerçek hayatta sinir olduğumuz, birşeyleri fırsat bilip ne olduğunu anlamadan tepemize patron kesilen, "ben olmasam siz bitersiniz" havalarındaki gıcık polis, Mark Wahlberg kendini işine adamış; ama "ben tepe adamım, benim her kaprisimi çekmek zorundalar" kompleksi içerisindeki polis, Alec Baldvin; "ben seni senden iyi bilirim" havalarında tam bir "TV polisi" ve daha birçok harika oyuncu var kadroda. Polis - Mafya -  Köstebek üçgeninde geçen film sıkıcı akşamınızın havasını değiştirmek için birebir.

Meraklısına: IMDB puanı 8,5

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Bahçemiz Yeşillendiiii

Evimize bahar geldi, yaz geldi.

Ta
şındığımızdan beri gözümüze batan, bahçemizin dağınık, ot bürümüş görüntüsü temizlendi sonunda ve yemyeşil çim oldu. Bahçe ile uğraşmak çok özen gerektirir. Sabah akşam sulayacaksın, yabani otları temizleyeceksin üstüne basmayacaksın vs. vs..

Ancak tüm bunların bir alternatifi var : rulo çim!!

2 hafta kadar önce karar verdik bahçemizi yaptırmaya. 16 metrekarelik orta büyüklükte bir bahçe, çitlerle çevrili, içi papatyalarla dolu. Önceleri üzülüyordum papatyalarımız gidecek diye ama bizim sıranın tamamında papatya olması içimi rahatlattı biraz. Sitemizin görevlisine söyledik, "ben sizin için çim araştırayım, o sırada toprağı dinlendirelim" dedi, ertesi gün bellemeye başladı. 1 hafta dinlendirdi bir daha alt üst etti toprağı, güzelce havalandırdı. Biz de beklemeye koyulduk.

Cumartesi akşamı misafirlerimiz gelecekti. Tam yemek telaşındayım, Sevgilim balkonda sigara içiyor, koşa koşa aşağı indi, "çimlerimiz geldii" diye seslendi. Gerçekten kısa rulolar halinde çimler geldi, yavaş yavaş, özenle serildi, üstlerinden silindirle geçildi. Tam bir saat uğraştılar tamamlamak için.

Bu çimler aslen Hollanda Büyükelçiliğine gelmiş, ithal çimmiş. Oradan artan çimlerin üzerine de biz konmuşuz, hihihi :))) Yani şimdi bahçemizde ithal çimler serili. Sabah akşam neredeyse göl olana kadar sulayacağız, ayda bir de biçilecek. Sonrası gel keyfim geell.... Kenarlarına da renkli renkli çiçekler ekersem çok tatlı olmaz mı?

Evimizin çitlerini de yenileyip beyaza boyamak istiyoruz. Onlar da tamamlanınca resim koyacağım. Sizi de çaya beklerim artık :) 

26 Mayıs 2011 Perşembe

Livaneli

Pazar günü Skyturk'te yayınlanan Yaşamdan Dakikalar'da Zülfü Livaneli konuktu. Ne mütevazi, ne zarif bir insan.. Sanat hayatının 40.senesinde, 40 sene boyunca çıkardığı bütün albümleri yeniden, seri halinde düzenlemiş. Epey maceralı olan bu süreci Vatan Gazetesi'nde şu yazısında da anlatmıştı. Toplamda 20 adet olacak serinin 11 adedi çıkmış, diğerleri de yakın zamanda tamamlanacakmış.


Almalı, dinlemeli, saklamalı...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Yaza Hazırlık

Hala burdayım, yaşıyorum!!

Uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyor farkındayım. Elim gitmiyor, aklıma birşey gelmiyor, bilmiyorum. Herşey olabildiğince yolunda, terslik yok; ama değişik birşey de yok.

Malum polenler uçuşmaya başladı, allerjiler azdı. Ben de başladım ilacımı kullanmaya ama bu sene bir kötü etkiledi ki beni, sormayın. Polenler değil, ilaç etkiledi. Bir asabiyet geldi üzerime, tahammülsüzlük, sabırsızlık, afakanlar.. Zaten uyku düzenim alt üst oldu, birkaç ay öncesine kadar saat çaldı mı yataktan zıplayan ben, şimdi saati erteliyorum da erteliyorum. Sanırım tatil zamanım geliyor, iyice deşarj olmam lazım, yoksa bu kötü tavırların bende yer etmesinden korkuyorum...

Yaz geliyor demişken, eteğimin dikişinin atmasıyla artık kıyafetlerimin içine iyice sığamadığımı farkettim. Ciddiyim! Pantolonlarımla uzun zaman önce vedalaşmıştım zaten, baldırlarımın ortasında takılıp kalıyorlardı. Bir anda duba oldum sanmayın, 34 bedende ısrarcı olmamdan ve 36 beden pantolon almayı reddetmemden kaynaklanıyor olay. Yine de sonuçta kilo almışım iştee! Ben de şu aralar çok popüler olan, sevgili prensesimiz Kate'in de sayesinde zayıfladığı Dukan Rejimine başladım. Gayet azimli bir şekilde önce gittim, kitabını aldım, not ala ala okudum. 1-2 gündür de uygulamaya başladım. Birebir yapamasam da elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum. Neler yediğimi ve Dukan Diyeti'nin aslını başka bir postta yazarım. Yürüyüşlerime özen gösteriyorum, sitemizde her gün en az 2 tur (4 km) yürümeye gayret ediyorum. 2 turu 20-25 dakika civarında tamamlıyorum, bence gayet iyi.

Evimizin bahçesini yaptırıyoruz. Çim ektirmek, uzamasını beklemek zor olacağı ve sonrasında yoncalarla başedemeyeceğimizi bildiğimiz için rulo çim yaptırmaya karar verdik. Şimdi bahçemiz altüst vaziyette dinleniyor. Üstüne rulo çim gelince, bir de çiçeklerimizi dikince harika olacak. Çitlerimizi de güzelce boyayacağız, üstlerine sarı sarı hanımeli sardıracağız, ooh keyif.. Şimdilik saksıdaki sardunyalarımızla ve menekşelerimizle idare ediyoruz.

Tatil planları da yapmaya başladık. Bu sene bir hafta deniz tatili, Kurban Bayramı'nda da bayramdan önceki haftayı da birleştirerek gezi tatili yapmak istiyoruz. Bol gezmeli tozmalı bir yaz olur umarım...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Ofiste Huzursuz Gün

Bugün ofiste herkesin canı sıkkın, siniri bozuk.

Cuma günü ofiste resmen eleman kıyımı yapıldı ve dört arkadaşımız çıkarıldı. Sebep belli; maliyetler, piyasa vs. vs. Onlar da Cumartesi gelip sessiz sedasız toplamışlar eşyalarını.

Gidenin arkasından kalmak zormuş. Giden bir kişi bile olsa buralar sessiz gelmeye başlıyormuş. Kimiyle yakın, kimiyle uzak olsak da herkes özleniyormuş.

Hayat, bizim ne zaman gideceğimiz belli mi ki...